Türkiye - Fransa ilişkilerinde hangi konularda gerilim yaşanıyor?

Satranç tahtasında üzerlerinde Fransa ve Türkiye bayrakları olan iki piyon karşı karşıya geliyor

Kaynak, Getty Images

    • Yazan, BBC Türkçe
    • Bildirdiği yer, Ankara
  • Okuma süresi 5 dk

NATO'nun iki önemli müttefiki olmalarına karşın birçok uluslararası süreç ve jeopolitik gelişmede karşıt saflarda yer alan Türkiye ve Fransa, bugünlerde Paris'in Kıbrıs Cumhuriyeti ve Yunanistan ile ilerlettiği askeri ilişkileri nedeniyle karşı karşıya geldiler.

Fransa, her iki ülkeyle de son dönemde kapsamlı askeri anlaşmalar yaptı ve Ortadoğu'da 28 Şubat'ta başlayan savaş sonrasında dayanışma ve destek amaçlı Kıbrıs Cumhuriyeti'ne savaş gemisi ve savaş uçağı gönderdi.

İki ülkenin Haziran'da yapacağı bir anlaşmayla Fransa'nın Kıbrıs Cumhuriyeti'ne asker konuşlandırmasının mümkün olacağı belirtiliyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un 25 Nisan'da Atina'ya yaptığı bir ziyaret sırasında yaptığı açıklamalar, Ankara'nın tepkisini çeken yeni bir gelişme oldu.

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ile bir televizyon yayınına katılan Macron, Türkiye'nin Ege Denizi'nde Yunanistan'ın egemenliğine karşı bir adım atması durumunda Fransa'nın ne yapacağı sorusuna "Siz ne yapmanız gerekiyorsa yapın, biz de orada olacağız" açıklamasını yaptı.

Fransa ile yaşanan bu gelişmelere Milli Savunma Bakanlığı 30 Nisan'da tepki gösterdi.

Bakanlık açıklamasında, Fransa'nın Kıbrıs adasına asker konuşlandırmayı da içerecek şekilde askeri işbirliğini geliştirmesinin bölgedeki "hassas dengeyi bozma ve gerilimi artırma riskine" neden olduğu kaydedildi.

Bakanlık, Fransa-Yunanistan arasındaki askeri işbirliğine ilişkin olarak da şu ifadeleri kullandı:

"NATO üyesi Fransa ve Yunanistan'ın birtakım senaryolar üzerinden yaptığı açıklamalar gerilimi artırmakta, bölgesel barış ve istikrara zarar verme riski taşımaktadır Bölgemizde oluşturulmaya çalışılan herhangi bir askerî ittifakın, Türkiye'ye karşı başarı şansı bulunmadığı gerçeğini hatırlatıyoruz."

20 yıldır süren gerilim

Türkiye-Fransa ilişkilerinin son 20 senesinde gözlenen gerilim, hem ikili ilişkilere hem de küresel ve bölgesel gelişmelere yansıdı.

Ankara'ya göre bunun temel nedenleri arasında eski Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin 2007'de Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) üyeliği müzakerelerinin ilerlemesine engel olması bulunuyor.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 29 Nisan'da Avusturya'ya ziyareti sırasında yaptığı bir açıklamada, eski Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ve eski Almanya Başbakanı Gerhard Schröder'in Türkiye'nin tam üyeliğine ilişkin geliştirdiği siyasi iradenin Sarkozy tarafından ortadan kaldırıldığını kaydetti.

Türk diplomatlar, o tarihten bu yana Brüksel-Ankara ilişkilerinde olumlu bir sürecin başlayamamış olmasını da Fransa'nın 2007'den bu yana sürdürdüğü politikadan kaynaklandığını iddia ediyorlar.

Paris ise Türkiye'nin özellikle 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sonrası demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü gibi konularda gerileme içinde olması nedeniyle ilerleme sağlanamadığını, ayrıca birçok bölgesel konuda NATO ve AB politikalarına aykırı tutum aldığı için ilerleme olmadığını kaydediyor.

Doğu Akdeniz'den Libya'ya

Fransa'nın özellikle gündeme getirdiği bölgesel gelişmeler 2018-2019 arası yaşanan Doğu Akdeniz krizi ve Libya'da 2019 sonrası yaşanan süreç.

Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Doğu Akdeniz'de hidrokarbon rezervlerinin bulunması için başlattığı çalışmalara 2018'den itibaren sert tepki verdi ve savaş gemilerini bu bölgeye göndererek sismik çalışmaların başlatılmasını engelledi.

Yunanistan'ın Ege adalarının da aynı ana kara parçası gibi tam kıta sahanlığı olduğuna ilişkin tezine karşı çıkan Türkiye, "Mavi Vatan" politikası kapsamında kendi haritalarını oluşturdu ve BM'ye de bildirimde bulundu.

YouTube paylaşımını geçin
Google YouTube içeriğine izin veriyor musunuz?

Bu makalede Google YouTube içeriği bulunmaktadır. Çerez ve diğer teknolojileri kullanıyor olabilirler, bilgisayarınıza herhangi bir şey yüklenmeden önce sizin rızanızı alırız. İzin vermeden önce çerez politikasını okumak ve gizlilik politikasına göz atmak isteyebilirsiniz. Bu içeriğe ulaşmak için lütfen "kabul et ve devam et" seçeneğine tıklayın.

Uyarı: BBC üçüncü taraf sitelerin içeriğinden sorumlu değildir. YouTube içerik reklam içerebilir

YouTube paylaşımının sonu

Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Doğu Akdeniz gerilimini AB'ye taşıması Ankara-Brüksel arasında yeni ve çok daha sert bir gerilimin ortaya çıkmasına neden oldu.

Türkiye'ye yaptırıma neden olan bu sürecin AB içindeki en önemli aktörü ise Fransa oldu.

Macron, Atina'daki yayında, Doğu Akdeniz'de yaşanan gerilim sırasında da Fransa'nın Yunanistan'ın yanında durduğunu anımsattı ve gerekirse yine yanında olacağını kaydetti.

Doğu Akdeniz bunalımının yansıdığı coğrafyalardan biri iç savaş yaşanan Libya oldu.

Türkiye, Yunanistan'ın Doğu Akdeniz'deki hamlelerine karşı Libya'nın BM tarafından tanınan hükümeti ile deniz yetkilendirme anlaşması imzaladı ve Trablus'ta konuşlu yönetimin korunması için asker gönderme kararı aldı.

Fransa'nın Libya'nın doğusunda Bingazi'de konuşlu General Halife Hafter'in yönetimini destekliyor olması Ankara ve Paris'in bu kez de Kuzey Afrika'da karşı karşıya gelmesine neden oldu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron 7 Kasım 2024’te Budapeşte’de düzenlenen Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen yuvarlak masa toplantısı öncesinde gülüşürken.

Kaynak, LUDOVIC MARIN/AFP via Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Erdoğan ve Macron 7 Kasım 2024'te Budapeşte'de düzenlenen Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesi kapsamında bir araya gelmişti

Türkiye'nin askeri desteği sayesinde Trablus hükümetinin pozisyonunu koruması ve güçlendirmesi Fransa'nın bu bölgedeki politikaları açısından önemli bir kayıp olarak değerlendirildi.

Libya'nın yanı sıra Afrika'nın geri kalanında yaşanan rekabet de Ankara-Paris hattında bir gerilim oluşturdu.

Türkiye'nin "Afrika açılımı" kapsamında kıtanın birçok bölgesinde ticaret, yatırım, savunma sanayi ve askeri işbirliğini yaymasına paralel Fransa'nın eski kolonilerindeki ayrıcalığını yitirmeye başlaması da Fransa açısından olumsuz bir durum yarattı.

Kafkasya'daki savaş Ankara-Paris ilişkilerini de gerdi

Türkiye ve Fransa'yı karşı karşıya getiren bir başka gelişme ise 2020 yılındaki senesinde yaşanan Azerbaycan-Ermenistan savaşı oldu.

Fransa, Ermenistan'ın kaybettiği savaş sırasında Türkiye'yi Azerbaycan'a kurmay ve askeri destek sağlayarak çatışmaları tırmandırmakla suçladı.

Ermenistan ile tarihsel yakınlığı bulunan ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Minsk Grubu eş başkanı olarak Karabağ sorununa siyasi çözüm bulma sorumluluğu olan Fransa'nın, Türkiye ve Azerbaycan'ın geliştirdiği ittifak nedeniyle Kafkasya'da etkisini yitirdiği değerlendirildi.

Bu gelişmelere karşın Fransa, Türkiye ile Ermenistan arasında 2021'den itibaren başlayan normalleşme sürecini desteklediğini açıkladı.

Suriye'de YPG konusunda farklı pozisyon aldılar

Türkiye ve Fransa, 2011'de başlayan Suriye iç savaşında işbirliği içinde oldukları kadar karşıt kamplarda da yer aldılar.

İç savaşın ilk yıllarında Esad yönetiminin devrilmesi için birlikte çalışan Ankara ve Paris, IŞİD'in ortaya çıkması sonrasında "terörizmle mücadele" konusunda farklılaştılar.

IŞİD'in Suriye ve Irak'ta önemli bir toprak parçasını kontrol etmeye başladığı 2013-2014 sonrasında Paris ve Ankara gibi birçok başkentte büyük terör eylemlerinin yaşanması iki ülkenin bu tehditle nasıl mücadele edileceği konusunda derin bir görüş ayrılığına neden oldu.

Fransa, ABD'nin yanında durarak IŞİD ile mücadelede Kürt Halk Savunma Birlikleri'nin (YPG) yerel ortak olarak kullanılmasını savundu ve o tarihten bu yana YPG ile ilişkisini kesmedi.

Türkiye'nin YPG'yi "PKK terör örgütünün Suriye ayağı" olarak nitelemesi ve bu örgüte destek verilmemesini istemesi Paris'le ciddi bir gerilim kaynağı oldu.

Fransa, Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyine gerçekleştirdiği sınır ötesi operasyonlara en sert tepki veren Avrupalı ülkeler arasında yer aldı.

Ankara-Paris arasında YPG konusundaki gerilim, Suriye'de Esad yönetiminin devrilmesinin ardından gelişen yeni dönemde de kendini gösterdi.

Paris, YPG ve diğer Kürt oluşumların Suriye iç savaşı döneminde elde ettikleri kazanımların korunmasını ve IŞİD ile mücadelenin aynı şekilde devam etmesini istedi.

Ancak ABD'nin de Şara yönetiminin yanında yer alması, YPG'nin ocak ayında varılan anlaşmalara uygun şekilde Suriye Ordusu'na entegre edilmesi çağrısı Fransa'nın girişimlerinin sonuçsuz kalmasına neden oldu.

Avrupa güvenlik mimarisi tartışmaları

Rusya'nın 2022'de başlattığı Ukrayna işgalinin en önemli sonuçlarından biri Avrupa'nın yeni bir güvenlik mimarisine gereksinim duyması oldu.

ABD Başkanı Donald Trump'ın Avrupa'nın savunması konusunda Washington'un eskisi kadar istekli olmayacağını kaydetmesi ve askerlerini kıtadan çekeceği tehditleri de yeni güvenlik mimarisine ilişkin tartışmaların daha da somutlaşmasına neden oldu.

NATO'nun ikinci büyük ordusuna sahip olan Türkiye de bu kapsamda Avrupa gündemine yeniden girdi ve aralarında Almanya, İtalya, İspanya ve Polonya gibi birçok müttefik "Türkiyesiz Avrupa güvenliği" olmayacağı düşüncesini ifade etmeye başladı.

Fransa bu süreçte de müttefiklere oranla daha farklı bir pozisyon üstlendi.

Türkiye'nin askeri olarak gücünü reddetmeyen ve hatta Ukrayna sürecinde Karadeniz'de seyrüsefer güvenliği açısından lider ülke olmasını isteyen Fransa, AB içerisinde geliştirilen program ve mekanizmalara Türkiye'nin katılımını engelleyen ülkeler arasında yer aldı.

Fransa, Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti ile birlikte Türkiye'nin 150 milyar euroluk Avrupa için Güvenlik Eylemi (SAFE) mekanizmasına katılmasını veto etti.

Program, savunma sanayi yatırımlarının ve üretiminin hızlandırılmasını içeriyor ve uzun vadeli düşük faizli finansman imkanı yaratıyor.