Rojin Kabaiş soruşturması: Son iddialar neler, hukuki süreç hangi aşamada?

Bir protestoda kadınlar ellerinde Rojin için ses ol dahil pankartlar tutuyor. Öndeki iki kızkardeşi gözlerini siliyor, ağlıyor gibi görünüyorlar. Ekim 2025.

Kaynak, Mehmet Masum Suer/SOPA Images/LightRocket/Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Rojin Kabaiş son olarak 27 Eylül 2024'te kaldığı yurtta görüldü.
    • Yazan, Hatice Kamer
    • Bildirdiği yer, Diyarbakır
  • Yayın tarihi
  • Okuma süresi 4 dk

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş'in cansız bedeninin Van Gölü'nde bulunmasının üzerinden iki yıl geçti.

Kabaiş ailesinin hukuk mücadelesi sürerken, otopsi raporundaki kimyasal bulgular ve genç kadının Instagram hesabından elde edilen son mesajlar soruşturmada yeni tartışmalar yarattı.

Aile avukatları, hem delil toplama sürecinde ihmaller olduğunu hem de bazı bulguların soruşturmayı farklı bir yöne işaret ettiğini savunuyor.

Otopsi raporundaki "rokuronyum" maddesi yeniden gündemde

Soruşturmanın en çok tartışılan başlıklarından biri, Kabaiş'in midesi ve iç organlarında rokuronyum adlı anestezik maddeye ait kalıntıların bulunduğu iddiası.

Rokuronyum, ameliyatlarda kullanılan ve geçici felç etkisi yaratan güçlü bir ilaç.

Aile avukatlarına göre bu bulgu, Kabaiş'in ölümüne ilişkin farklı ihtimalleri gündeme getiriyor.

6 Ekim 2024 tarihli Adli Tıp Kurumu (ATK) raporunda ise bu maddenin, Kabaiş'in 11 Eylül'de Dicle Üniversitesi'nde geçirdiği kulak ameliyatı sırasında verildiği ve iki ay boyunca vücutta tespit edilebileceği ifade ediliyor.

Raporda şu değerlendirme yer alıyor:

"Tespit edilen rokuronyumun ameliyat esnasında verilen anestezik madde olduğu ve iki ay süreyle vücutta tespit edilebileceğinin tıbben bilindiği… mevcut verilerle kişinin zehirlenerek öldürüldüğü tıbbi delillerinin bulunmadığı…"

BBC Türkçe'ye konuşan Kabaiş ailesinin avukatı Abdurrahman Karabulut ise bu sonuca itiraz ediyor.

Karabulut, birçok uzman hekimin görüşüne başvurduğunu belirterek, ilacın ameliyattan 34 gün sonra vücutta bulunmasının mümkün olmadığını savunuyor:

"Bu ilaç damar yoluyla verilir ve birkaç saat içinde vücuttan atılır. Midede bulunması ağız yoluyla verildiği ihtimalini güçlendiriyor."

Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cenap Ekinci de sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, rokuronyumun midede bulunmasını açıklayan bilimsel bir veri olmadığını, kurumun değerlendirmesinin "doğrulanması gereken bir varsayım" olduğunu belirtti

Instagram mesajları ve iki makul şüpheli

Soruşturmada dikkat çeken bir diğer başlık, Kabaiş'in Instagram hesabındaki son mesajlar.

Aile, bu mesajlara Kabaiş'in annesinin adına kayıtlı SIM kart üzerinden ulaşıldığını belirtiyor.

Hesaptan elde edilen yazışmalar, Emniyet Siber Bilişim Uzmanları tarafından hazırlanan 26 Haziran 2025 tarihli raporda yer aldı.

Rapora göre Kabaiş, kaybolmadan yaklaşık 15 dakika önce iki makul şüpheliden biriyle mesajlaştı.

Avukat Karabulut, Kabaiş'in bu kişiye "hocam" diye hitap ettiğini ve bu kişinin Kabaiş ile temasta olan son kişi olduğunu savunuyor:

"14.52 ve 18.48'de iki kez yazışmışlar. Rojin kaybolmadan kısa süre önce mesajlaşmışlar. Bu kişi hesabını kapatınca makul şüpheli hâline geldi."

Aile, aynı isimde iki kişinin gözaltına alınarak DNA örneklerinin alınması için savcılığa dilekçe sundu.

Dilekçenin adli tatilin ardından işleme konması bekleniyor.

Avukatların iddialarıyla ilgili olarak Van Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan görüş almak istedik ancak haber yayına hazırlandığı ana kadar herhangi bir görüş bildirilmedi.

Üniversiteden 'M.Ç' iddiasına yanıt

Bazı haberlerde, Kabaiş ile mesajlaştığı iddia edilen M.Ç'nin Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde görev yaptığı öne sürülmüştü.

BBC Türkçe'nin fakülteyle yaptığı görüşmelerde bu iddia reddedildi:

"Rojin'in kaybolduğu tarihlerde M.Ç adında bir asistan/araştırma görevlimiz yoktu. Aynı isimdeki asistanımız 2018'de ihtisasını tamamlayarak başka bir kente atandı."

Şanlıurfa'da görev yapan uzman hekim M.Ç ise sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada hedef gösterildiğini belirterek çeşitli internet siteleri ve hesaplar hakkında suç duyurusunda bulunduğunu duyurdu.

DNA bulguları ve Adli Tıp Kurumu'na yönelik eleştiriler

Kabaiş'in bedeninde iki farklı erkeğe ait DNA bulunduğu daha önce açıklanmıştı. Aile avukatları, bu bulgunun soruşturmada geç duyurulduğunu savunuyor:

"Bedende iki ayrı erkek DNA'sı bulunmasına rağmen ATK bunu dokuz ay sonra açıkladı. DNA'ların yeri bir yıl sonra bildirildi. Bu nedenle ATK'den şikayetçi olduk."

ATK yetkilileri ise BBC Türkçe'ye yaptıkları açıklamada, gazetecilerin sorularına doğrudan yanıt verme yetkilerinin olmadığını, avukatların mahkeme yoluna başvurabileceğini belirtti.

Ailenin tepkisi ve tehdit iddiaları

Rojin Kabaiş'in babası Nizamettin Kabaiş, kızının intihar ettiği yönündeki iddialara karşı çıkıyor.

Baba Kabaiş, son tartışmaların acılarını artırdığını belirterek şunları söyledi:

"Midesinde bulunan bu ilaçla acaba kızımı işkence ederek mi öldürdüler diye kahroluyoruz."

Baba Kabaiş, son aylarda ev adresinin de yer aldığı tehdit mesajları aldığını söyleyerek şu ifadeleri kullandı:

"Davadan vazgeçmem için 'seni de Rojin'in yanına gömeriz' diye tehdit ettiler. Katiller bulunana kadar durmayacağım."

Soruşturmanın seyri

Rojin Kabaiş, 27 Eylül 2024'te yurttan ayrıldı, cansız bedeni 18 gün sonra kilometrelerce uzakta bulundu.

Otopsi raporunda ölüm nedeni "suda boğulma" olarak yer aldı.

Van ve Diyarbakır Barolarının başvurusu sonrası Kabaiş'in bedeninde iki farklı erkeğe ait DNA tespit edildi.

Ailenin başvurusu üzerine Adalet Bakanı Akın Gürlek, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı'nın dosyaya dahil olduğunu açıkladı.

Kabaiş ailesi, 5 Temmuz 2026'da Edirne Cezaevi'nde eski HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile de görüştü.

Demirtaş görüşme sonrası yaptığı açıklamada,"Bir DNA tespit edilmişse kimse intihar diyemez" demişti.