İspanya'nın çalıntı bebek skandalı büyüyor

Manoli Pagador
    • Yazan, Katya Adler
    • Unvan, BBC, Madrid
  • Yayın tarihi

Manoli Pagador ile Madrid'in işçi mahallesi Getafe'de karşılaştım. İspanyolların "ninos robados" (çalınmış çocuklar) diye adlandırdığı skandaldan etkilenen kişiler için düzenlenen bir toplantıya katılıyordu.

Üç kızı ve bir sürü torunu var ama, yaklaşık 40 yıl önce doğan ilk çocuğunu, oğlunu kaybetmiş olmanın acısını yaşıyor hala.

Hastanedeki doktorların "bebeğin öldüğünü ve gömüldüğünü" bildirmiş olmasına rağmen, oğlunun hayatta olduğunu düşünmüş hep. Bunu düşünmenin delilik olduğuna inanarak.

Elimi sıkıca tutarak "Şimdi bir etrafına bak, buradaki diğer tüm kadınlara. Hepsi benim gibiler. Aynı şeyleri yaşamışlar. Ben deli değilim ve ailem nihayet bana inanmaya başladı." diyor.

1972 Yılında 23 yaşındaymış Manoli. Evlenmesinden kısa bir süre sonraymış. Sağlıklı bir oğlan çocuk doğurduğunu ama bebeğin olağan testlerin yapılması için hemen elinden alındığını anlatıyor.

Aradan dokuz saat geçmiş, derken, aynı zamanda hemşire de olan bir rahibe gelip bebeğin öldüğünü bildirmiş. Hastane bebeğin cesedini vermeye yanaşmamış, cenazenin ne zaman yapılacağını da söylememiş.

Peki ama, hastane personelini sorgulamak gelmemiş mi aklına?

"Doktorları mı? Rahibeleri mi?" diyor, adeta dehşet içinde. "Onları yalancılıkla suçlayamazdım. Franco'nun İspanya'sında yaşıyorduk. Bir diktatörlüktü. Şimdi bile İspanyollar otoriteyi sorgulamaktan kaçınır." diye sürdürüyor.

Antonio Barroso ve Juan Luis Moren

Kaynak, none

İspanya'da yıllarca süren çalıntı bebek ticaretinin boyutları bu yıla dek pek bilinmiyordu.

Taa ki Barselona'da çocukluktan arkadaş olan Antonio Barroso ve Juan Luis Moreno adlı iki kişi, bir rahibeden satın alınmış olduklarını keşfedinceye dek.

Anne baba bildikleri kişiler gerçek anne babaları değilmiş, yaşamları bir yalan üstüne kurulmuş.

Juan Luis Moreno, babası bildiği kişi ölüm döşeğindeyken öğrenmiş gerçeği.

"Seni Zaragoza'daki bir rahipten aldım dedi. Antonio'nun da satın alınmış olduğunu anlattı." diyor Moreno. İki arkadaş kendilerini çok kötü hissettiklerini belirtiyorlar.

Akıl danıştıkları, evlat edinme konularında uzman bir avukat, kendisine bu türde birçok başvuru olduğunu anlatmış. Antonio Barroso ve Juan Luis Moren, öykülerini gazetelere anlatınca, bir sel gibi diğer gerçekler yayılmaya başlamış. İspanya'nın her yerinden anneler ortaya çıkmaya başlamış, benzer öykülerle.

'Onaylanmış aileler'

BBC Adına aylar boyunca sürdürdüğüm başvurular ardından İspanya hükümeti sonunda, Adalet Bakanlığından Angel Nunez'in, İspanya'nın çalıntı çocukları hakkında bana bilgi verebileceğini duyurdu.

Bu bebeklerin gerçekten çalınıp çalınmadığını sorduğumda, Nunez'in yanıtı, "Hiç kuşku yok " oldu.

Kaç bebek çalınmış? diye soruyorum...

"Sayı vermeye korkuyorum. Ama başlatılan resmi soruşturmanın çapına bakılırsa çok fazla sayıda diyebilirim." yanıtını veriyor, temkinli bir ifadeyle.

Avukatlar 300 bine yakın bebeğin ailelerinden çalındığını düşünüyor. "Uygun görülmeyen" ailelerden bebek çalıp "onaylanmış ailelere" verme uygulaması, 1930'larda General Franco döneminde başlamıştı.

Dr. Vela

Kaynak, bbc

O dönemde bunun ardında ideolojik nedenler vardı ama yıllar sonra durumun değiştiği görüldü. Ahlaki ya da ekonomik açıdan yetersiz görülen ailelerin bebekleri çalınmaya başlandı. İşin kârlı bir tarafı da vardı kuşkusuz.

Skandal, Franco döneminde ülkenin hastaneleri, okulları ve yetimhanelerinde kontrol sahibi olan Katolik Kilisesiyle yakından ilişkiliydi.

Birçok mağdurun dosyasında Dr. Eduardo Vela adlı doktorun ismi karşımıza çıktı. 1981'de Dr. Vela'nın Madrid'deki San Ramon kliniğinde yapılan doğumların yüzde 70'inde "anne belirsiz" kaydı düşüldüğü ortaya çıktı.

Evli olmayan anneleri korumak için bu uygulama yasaldı. Ama bunun, bebek hırsızlığını ve ticaretini gizlemek için yapıldığı ortaya çıkıyor artık.

Dr. Vela, doğum yapan annelere bebeklerinin öldüğünü söylemek ve bebekleri nakit para karşılığında başkalarına satmakla suçlanıyor.

Bir dergide, San Ramon kliniğindeki dondurucuda bulundurulan ve yeni doğum yapan annelere bebeklerinin öldüğünü göstermek için kullanılan bebek cesedinin fotoğrafları yayımlandı.

Dr. Vela, BBC'ye mülakat vermeyi reddetti ama tesadüf eseri ben yakınlarda, Dr. Vela'nın kurduğu klinikte doğum yaptığımdan, kendisinden bir randevu koparmayı başardım.

Madrid'deki evinde buluştuk. İspanyol medyasın şeytanlaştırdığı adam, yüzünde tebessüm olan yaşlı bir adamdı. Gazeteci olduğumu itiraf edince yüzü asıldı.

Masasındaki bir madeni haçı alıp yüzüme yüzüme sallayarak ve "Bu nedir biliyor musun Katya? Ben her zaman bunun adına hareket ettim. Çocukların hayrı için, anneleri korumak için. Yeter, hepsi bu kadar!" dedi.

Dr. Vela, ısrarla, her zaman yasalar dahilinde hareket hareket ettiğini söylüyor.

Boş mezarlar

Juan Luis Moreno, kendisini evlat edilen ailesiyle

Kaynak, none

Franco'nun 1975'te ölümünden sonra belli başlı partiler demokrasiye yumuşak geçişi sağlamak amacıyla af ilan edilmesi üzerinde anlaştılar. Ama bu af yasası hiçbir zaman iptal edilmedi ve İspanya'nın bebek ticaretini insanlığa karşı bir suç olarak soruşturma girişimleri, ülkenin yargı ve siyaset makamlarınca geri çevrildi.

İspanya hükümetinin bebek ticareti skandalıyla ilgili olarak ulusal soruşturma açmayı reddetmesi, yaşananlardan etkilenmiş aileleri öfkelendiriyor. Birçoğu kendi olanaklarıyla ellerinden geldiği ölçüde soruşturmaya girişiyor.

DNA testi taptırmak için ülkenin çeşitli yerlerindeki mezarlıklarda bebek mezarları açılıyor, bazılarından bir kucak dolusu taşın dışında birşey çıkmıyor, bazılarındansa yetişkin cesetlerine ait kemikler...

Birçok İspanyol, gerçek ailelerini bulabilmek umuduyla kliniklere akın ederek DNA testleri yaptırıyor.

Çalıntı çocuklarla biyolojik anne babaları arasında ilk birkaç eşleşme yapılabildi ama daha çok sayıda insanın bundan etkilenmiş olabileceği söyleniyor. Ancak veri koruma yasaları, DNA bankalarının ellerindeki bilgileri paylaşmasına izin vermiyor. İspanya hükümeti de henüz ulusal DNA veri bankası kurma sözünü yerine getirmiş değil.

Manoli Pagador 40 yıl öncesinin olaylarını unutamıyor hala. O zamandan bu yana ilaç aldığını söylüyor bana.

Ve, "Böyle birşey unutulur gibi değil. Yaşamınız boyunca silinemiyor aklınızdan." diyor...